Bu hafta sonuna hızlı girdik.
Bir faaliyet, bir faaliyet...
Bitap düştük etkinliklerden. 

Yaklaşık 100 Bozcaada'lı cuma gecesi Fenerbahçe'nin şampiyonluklarını kutladı. Eğlence sırasında Fenerbahçe'nin Basketbol   Liginde de şampiyon olduğunun haberinin Şehir Restoran'a ula?masıyla coşku katlandı. Tarafsız gözlemcilerce altı çizilen bir husus   da Ada'da pek de sık rastlanmayan bir şekilde herkesin bu geceye eşleriyle ve ailece katılmaları oldu. Marşlar, davul zurna ve su   gibi akan rakı eşliğinde organizasyon komitesi de herkesin övgüsünü kazandı. Bu yıl gelenekselleşen ve ikincisi düzenlenen   Fenerbahçe Şampiyonluk Gecesi gibi bir gecenin geçen sene rakip takım taraftarlarınca niye düzenlenmediği gecenin en sık  sorulan sorusuydu. Altı çizilecek diğer bir husus da rakip takım taraftarlarının da geceye ilgi göstermeleri ve Fenerbahçeliler   tarafından hüsnü kabul görmeleriydi. Benzeri davranışların sahalarda da görülmesi ve seneye kim şampiyon olursa olsun böyle bir   organizasyonun tekrarlanması dileğiyle gece "Sarı - lacivert / en büyük Fener!" tezahuratlarıyla noktalandı.
E(nayi)-Değirmen
Cumartesi ve pazar günleri ise uçtuk!

Çocuklar uçurtma uçurdu göklere, büyükler ise kendileri uçtu.
Gelenekselleşmesi hedeflenen UÇ UÇ 2007 Bozacaada Uçurtma Festivali Ada semalarını çiçek bahçesine çevirdi.
Onlarca çocuk   ve tabi babaları keyifli ve heyecanlı bir gün geçirdiler.

Değişik kategorilerde ödüller dağıtıldı. Nedense aklıma "Uçurtmayı Vurmasınlar" filmi geldi.

Herkesin dileği bu organizasyonun sonbaharda tekrarlanması oldu.
Bu organizasyon da herkes tarafından övgüyle karşılandı. 
Büyükler ise çocuklar kadar hayal dünyasında değildiler !
Onlar, Bozcaada Derneği organizasyonu ile  ütopyaların gerçekten olup   olamayacağını, gerçekleşme ihtimallerini filan tartıştılar.

Karikatürist
Kamil Masaracı, Prof Dr. Ömer Naci Soykan ve Dr. Mustafa   Sütlaş'ın konuşmacı olarak katıldı?ı, şair Haydar Ergülen'in ise son anda çıkan bir sağlık sorunu (nasıl ve neyin sağlığının sorunu olduğu ayrı bir yazı konusudur)  nedeniyle bizi yalnız bıraktığı   konuşmalar sonunda yoğun tartışmalar yaşandı. Hatta bu başı sonu birbirine karışan tartışmalar Kamil Masaracı'nın karikatür sergisi   ve kokteyl sırasında da devam etti. Hoca'nın cennet ile marksist ideolojiyi aynı kategoride değerlendirmesi yoğun tepki aldı, en   azından benim tarafımdan! 

Geçen ay trafik toplantısına uzman olarak katılan Murat Yıldız Hoca'nın da bu organizasyonlar sırasında Ada bulunup toplantılara   katılması hoştu da, acaba onun Ada'da bulunmasının başka bir amacı mı vardı? Yoksa bu yaz daha az trafik sorunu yaşayan bir   Ada'mız mı olacak soruları Ada'da bir "ütopya"nın gerçekleşmesi anlamına mı geliyordu?
Aslında bunun bir ütopya mı yoksa ne   olduğu konusunda Ömer Naci Hoca'dan bir görüş alsak mıydı? Bilemiyorum.

Bu arada bir dernek uygulaması, üstelik ısrarlı ve katı bir biçimde uygulaması da şiddetle protesto edildi: Kokteylde içecek olarak   sadece su ve şarap vardı!
Musti tarafından sularını bitirdiğim konusunda yoğun eleştiri almama sebep oldu.
Tamam şarap adasıyız   da, su ve şarap dışında da içelecek sıvılar var. Önemle hatırlatırım.
Kısacası güzel günlerdi.

Bu arada feribot tarifesi 01 Haziran itibariyle yazlık uygulamaya geçti.
Buradan görebilirsiniz.
E(nayi)-Değirmen bitti.



E(nayi)-Değirmen periyodları Vildan'a bağlı periyodik bir dergidir.
Her türlü yazı, resim, görüş, ve ne varsa kopyalayabilir, yayabilir,  isterseniz print edip buruşturup çöpe fırlatabilirsiniz... 


Yazar/Editör/Mizanpaj/Foto/Haber/Yorum: Melih
Sansür Heyeti: Semra (allahtan uyuyor, yırttık; derginin içeriğini görmeden ismine bile itiraz etti, dergiyi heran kapatabilir.)
E-(NAYİ)DEĞİRMEN
TAŞINDI