islomanyaklar
Lawrence Durell " Reflections on a Marine Venus" adlı kitabında henüz tıp kitaplarında yerini bulamamış bir hastalıktan bahseder : "...Bazı insanlar adalarda karşı konulamaz bir çekicilik bulurlar. Bir adada, denizle çevrili küçük bir dünyada olduklarını bilmek bile, böylelerinin içlerini anlatılmaz bir esrimeyle dolduruverir..."
Bu tanıma bir noktayı daha eklemek gerekir, gerçek islomanyakları diğer adaseverlerden ayırabilmek için:
Değer katmak !
Bir de ayırım yapmak gerekiyor; Ada'lı olmak ayrı, islomanyak olmak ayrı ayrı kavramlardır. Islomanyaklık biraz da dışarıda durabilmektir.
O zaman Durell'in tanımını yeniden toparlamak gerek; islomanyaklar adalarda karşı konulmaz bir çekicilik bulan ve adalarda doğmasalar bile, buralara ellerinde de olmaksızın katma değer ekleyen insanlardır.
Aşağıda aklıma gelen bir kaç Bozcaada islomanyağı:
HALUK ŞAHİN:
Kitabını yazmıştır Bozcaada'nın. Bulunduğu her platformda Bozcaada'nın lafını etmekten kendini alamamış, her olayda Bozcaada'yı hatırlayarak onunla ilgili bir örnek vermemezlik edememiştir.
Kitabında da nasıl bir islomanyak olduğunu daha ilk satırlarında kendi kendine itiraf etmiştir." İnsan bir yere - adaya, kente, dağa- aşık olabilir mi? Eğer olabilirse bizimki ilk bakışta aşktı ! " Bozcaada'ya ayak bastıktan sonra yaşadıkları ilk olumlu-olumsuz izlenimleri yazdıktan sonra şöyle diyor: "...Ancak bütün bunlar, ilk bakışta aşkı öldürmedi, daha da körükledi içimizde. "Belki bir şeyler yapabiliriz" düşüncesiyle tetiklenen bir sahiplenme duygusu uyandı belki. Kayıtsız kalınamayacak bir güzel vardı karşımızda. Sorunlu, narin ve anlamlı..."
"...Gerçekten bu ada bizim adamızdı artık. Bütün ada bizimdi. Bu bilinç, bir bakıma, bütün adadan sorumlu olduğumuzu kavradığımız an olarak da değerlendirilebilir. Madem ki hepsi bizimdi, o halde hepsini korumak ve kollamak da görevimiz olmalıydı. Öğrenmek, tanımak, tanıtmak ve sakınmak, özenmek...Kitabını yazmak..."
Bozcaada Kitabı / Haluk Şahin
BOZCAADA KİTABI için tıklayın
IDéEFIXE Satış Ortağı
HAKAN GÜRÜNEY:
Sevgili dostumuz kendini iflah olmaz bir koleksiyoner olarak tanımlıyor,
www.bozcaadamuzesi.com adresinden yayımlanan sitesinde. İflah olmaz bir koleksiyoner de olabilir, ama o gerçek islomanyaklardandır.
5-6 yıl gibi kısa bir süre içinde Bozcaada ile ilgili ne var ne yoksa toplamış, bir müze oluşturmuş ve 2005 Haziran'ında açılışa hazır hale getirmiştir.
Bozcaada Yerel Tarih Müzesi
ÜMİT HAMLACIBAŞI:
Ümit Hanım da aramıza son katılanlardan. Ada'da geçirdiği kışları bir çok büyük kentten Ada'ya yerleşmeye gelen adaseverler gibi bitip tükenmeyen sohbetlerle yiyip bitirmemiş, Ada'lı hanımlara verdiği kurslarla Ada'ya elinden geleni katarak verimli olarak geçirmiştir. Bu kışların sonunda da "Kala-Afiyet, Bozcaada'nın 500 Yıllık Türk - Rum Mutfağından Seçmeler " adlı kitabı Bozcaada'ya armağan etmiştir. Kitap ilk bakışta bir yemek kitabı izlenimi verse de Ada hayatını anlatan, sosyolojik tatlar da içeren bir çalışmadır. Ümit Hanım bu sene
Bağhane adını verdikleri bir bağ evinde konuklarını ağırlamaya hazırlanmaktadır.
KALA - AFİYET / Ümit Hamlacıbaşı
"Bozcaada bahane"
BÜLENT İRTEM:
Ruhu islomanyaktır. Kıpır kıpırdır, pozitif bir şey yapmaksızın bir saniye duramaz. Adalılar sevdirmiştir bizlere Ada'yı ama, O da sevdirmiştir, Ada'lı olmadığı halde. Sadece bize mi? Binlerce konuğumuza engin bilgisiyle Ada'yı; tarihiyle, coğrafyasıyla, şarabıyla,..., tanıtmış, sevdirmiş ve sonsuz tahammülüyle konukların her türlü kaprisini sevgiye dönüştürmüştür.
Bilenler bilir; Ada o olmadığında hep biraz eksiktir.
Yazılmayı bekleyen diğer islomanyaklar: Akın Baran, Anke Atamer, .Reşit Soley....
Unutmadan yazmalıyım: Melih Semra'sız nasıl gerçek bir islomanyak olamıyorsa, Haluk Bey, Belgin Hanım'sız; Hakan Bey, İnci Hanım'sız;  Ümit Hanım, Nejat Bey'siz;  Akın Bey, Ayşe Hanım'sız  islomanyak olamazdı.
Belki de en gerçek islomanyak tek başına bir görünüp bir kaybolan
Bülent Bey'dir...
Anasayfa